Kar kristallerinin olağanüstü güzellikteki simetrisi ilgimi çekmiştir hep. Her bir kristali bir İsviçre saat ustası elinden çıkmış kadar detaylı ve her biri diğerinden farklı ve altı köşeli…

Çöllerde esen bir fırtına ile başlar bir kar tanesinin yolculuğu.
Ölümcül çöl fırtınalarının, çöllerden çaldığı kum zerreciklerinin bulutlara ulaşmasıyla başlar bu uzun yolculuk. Etkileşim içindeki bulutlar kıtaları dolaşırken uygun koşullar oluşmaya başlar yavaş yavaş.
Her şeyden habersiz bir kum zerresi nereden bilebilir ki bir kar tanesinin kalbi olacağını?
Uygun hava koşulları gelip çattığında, hava soğudukça kum zerresinin etrafında toplaşmaya başlar su molekülleri. 6 koldan sararlar taneciği. Ne 5, ne de 7, her zaman 6! Her koşulda. Neden bu 6? Bilim adamları hala araştırıyorlar. Buz molekülleri kusursuz bir ahenkle, aynı şekilde 6 koldan uzayarak oluşturmaya başlar kar kristalini.
Bulutlar içinde oluşan bu güzel, simetrik ve her biri diğerinden farklı, eşsiz kristaller bir araya toplaşmaya başlar yavaş yavaş. Kar tanesi olurlar bir arada. Yere düşmek için uygun ağırlığa ulaşmışlardır artık.

Bilemezsiniz kar tanesinin nereden geldiğini. Belki Somali’deki bir çölden, belki kapınızın önündeki bir toz zerresinin kalbiyle düşmüştür teninize, bahçenize…
Yer kabuğunun en güzel kıyafetini giydirir bu güzel tabiat olayı.
Görme duyusuna en büyük şölenlerden birini yaşatır kar taneleri. Küçük dokunuşlar hoştur. Ama biraz uzun sürerse…. Öldürür. Tıpkı Van’da çadırlarda yaşamak zorunda olan çocukları öldürdüğü gibi. Afrika çöllerinde susuzluktan, sıcaktan oluşan kum zerrecikleri, bazen kar olur öldürebilir.


Mutlu sonla bitirmek isterdim bu yazımı. Ama görünüş aldatır insanları. Ve maalesef insan bu aldatmacaya meyillidir. Dünyanın herhangi bir yerinde açlık,acı varsa utanmalı insanoğlu. Öyle utanmalı ki, aldığı nefes ile hiç tanımadığı bir mazlumun hakkını solur.
Ne kar taneleri göründüğü kadar masum, ne de kum zerrecikleri.
Bülent Turgut
20.01.2012
Bir Kar Tanesinin Öyküsü…”R”
fırtınalarının,…